Enfotek Genel Koordinatörü Aslı Tamtürk, İzmir Sanayici ve İş İnsanları Derneği’nin (İZSİAD) dergisine röportaj verdi.
Enfotek ERP, PLM ve PDM Yazılım Çözümleri Genel Koordinatörü Aslı Tamtürk, İzmir Sanayici ve İş İnsanları Derneği’nin (İZSİAD) dergisine röportaj verdi. İZSİAD’ın 3 ayda bir yayınlanan resmi yayın organında geniş yer bulan açıklamaları. Enfotek’in tarihçesi ve ürünleri hakkında bilgiler veren Tamtürk, firmaların dijitalleşmesi, yapay zeka ve ölçeklendirilebilir veriye sahip olması için atması gereken adımları anlattı. Ayrıca Tamtürk, İzmir’in yazılım kenti olma potansiyelini vurguladı.
İZSİAD’ın 3 ayda bir yayınlanan resmi yayın organı olan dergide açıklamalarına geniş yer verilen Aslı Tamtürk’ün röportajı şu şekilde:
Dokuz Eylül Üniversitesi Teknoloji Bölgesi DEPARK’ta firmalara özel, hızlı, kolay ve güçlü kurumsal yazılım çözümleri üreten Enfotek’in Yönetim Kurulu Üyesi ve Proje Müdürü olan Aslı Tamtürk, İZSİAD Dergisi için hem firmasını tanıttı, hem de firmaların dijitalleşme, yapay zeka ve ölçeklendirilebilir veriye sahip olması için atması gereken adımları anlattı. İzmir’in yazılım kenti olma potansiyelini hala koruduğunu söyleyen Tamtürk, ancak öncelikle bu ilgiyi kucaklayacak adımların atılması gerektiğini söyledi.
Sizi kısaca tanıyabilir miyiz? Aslı Tamtürk kimdir?
1979 yılında doğdum. İzmir Ödemiş’liyim. Üniversiteye kadar Ödemiş’te ilk-orta-lise öğrenimimi tamamladım. Üniversite lisans eğitimimi 2000 yılında 9 Eylül Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü Ana Bilim Dalı, yüksek lisans eğitimimi de Dokuz Eylül Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Endüstri Mühendisliği Ana Bilim Dalı’nda 2003 yılında tamamladım. 2003 yılından beri Enfotek Bilişim A.Ş de çalışmaktayım. Yönetim Kurulu Başkanlığını Tuğrul Tamtürk’ ün yaptığı Enfotek Endüstriyel Bilişim A.Ş. ’de şu an Şirket Ortağı olmakla birlikte, Pazarlama ve Projeler Koordinatörlüğü görevlerini yürütüyorum.
Gençlik yıllarımdan beri toplumsal katılım ve sivil örgütlenmenin, toplumun demokratik, çağdaş gelişimi ve kalkınmasında önemli bir rolü olduğuna inanıyorum. Bu anlamda iş yaşamında ve günlük yaşamda toplumsal cinsiyet eşitliği, yerel kalkınma, eğitim, gençliğin toplumsal yaşama katılımı gibi farklı konularda Meslek Odaları ve Sivil Toplum Örgütlerinde proje bazlı gönüllü görevler alıp, yaşadığım ülkeye yurttaşlık sorumluluğumu en iyi şekilde yerine getirmeye çalışıyorum.
16 yaşında bir kız, 13 yaşında bir erkek çocuk annesiyim.
Enfotek kuruluşunu anlatır mısınız? Nasıl bir hizmet sunuyorsunuz?
2003 yılında Enfotek’i kurduk. Enfotek ERP çözümleri, kurumsal yazılım, kurumsal yönetim sistemleri çözümleri geliştiren bir firma. Kendimize yazılım firması demek istemiyoruz çünkü mühendislik çözümleri üreten bir firmayız. Portfoyümüze ilk başta tekstil ve hazır giyim sektörü dahil oldu, ancak şuan otomotiv, metal, kimya gibi bir çok sektördeki firmaya hizmet veriyoruz. Neden bu kadar geniş alana hizmet veriyorsunuz derseniz, çünkü yönetim danışmanlığı hizmeti de sunuyoruz. İş süreçlerine en uygun çözümleri, bilgi yönetim sistemlerini geliştiriyoruz. O anlamda da sektör kısıtımız bulunmuyor. Gerçekten de bununla da gurur duyuyoruz, çünkü yazılımlarımız da tamamen Türk mühendislerimiz tarafından geliştirilmiş durumda. Yurt dışı menşeili bir yazılımı alıp satışını yapmıyoruz. Burada bütünsel bir bakış açısı sunuyoruz.
2003 yılında teknoloji geliştirme bölgesine dahil olmak için başvurduk. İYTE’de Teknoloji Geliştirme Bölgesi’ne başvuran ve kabul edilen ilk 10 projeden biri olduk. 10 yıl İYTE’den kaldıktan sonra artık tescilli bir Ar-Ge firması olarak DEPARK’ta faaliyet gösteriyoruz. Sıfır sermaye ile kurduk, sürdürülebilir bir yapı geliştirdik.
Bugüne kadar 100’den fazla proje geliştirdik, şuan 50’nin üzerinde aktif firmaya hizmet sunuyoruz. Küçük bir firmayken bizden hizmet alıp bugün ihracatta sektörünün liderlerinden olan kuruluşlarla çalışıyoruz, bu da bize ayrı bir gurur veriyor.
Firmaya özel yazılımlar, ürünler mi sunuyorsunuz?
Evet tam da öyle. Yazılım biz için bir yönetim aracıdır, yazılım bilimsel bir temele, yönetimsel bir yapıya oturtulabilirse o zaman kullanan kurum için faydalı hale geliyor. Biz de bunu firmaların doğru anlaması için çaba gösteriyoruz. Teknopark burada bize daha bilimsel bir nosyon kazandırdı. Biz bir projenin amacını, getirisini, bütçesini belirleyip bilimsel bir hakem heyetinden onayını alarak ondan sonra bu projeleri sunuyoruz.
Firmalar sektörlere özel geliştirdiğimiz yazılım programlarımızı alıyor ancak kendi ihtiyaçlarına göre düzenlemeleri de yaparak o yazılımı o kuruma özel hale getiriyoruz. Ana yazılımı kendimiz yarattığımız için üzerinde değişiklik yapma, özelleştirme noktasında da sorunsuz bir çalışma yürütebiliyoruz. Firmanın faaliyet alanına göre, iş akış prosedürlerine göre özel çözümleri de sunuyoruz. Geniş ekibimizle en doğru modeli geliştiriyoruz. Bu da firmaya bir avantaj sağlıyor. Ekibimize gelirsek, 20 kişilik bir arge kadromuz var. İçlerinde mali müşavirlerinden İK uzmanına, tekstil, endüstri ve makine mühendisine kadar geniş bir yelpazede arge uzmanına sahibiz.
Sürdürülebilirlik noktasında neler yapıyorsunuz?
Firmalarda denetimler oluyor, artık çağımızda tüketicinin bile belli üretim talepleri var, belli üretim koşulları var, bunların sürekli denetlenebilir ve verinin yönetilip ölçeklendirilebilir olması lazım. Firmanın büyürken bu denetim koşullarına göre büyümesi gerekiyor. Avrupa Yeşil Mutabakatı bu anlamda bunu zaten gündeme taşıdı. Ölçeklendirilebilir bir veriniz olmalı. Yaptığımız çözüm projeleri ile işletmelerin daha sürdürülebilir, ölçeklendirilebilir ve çevreye duyarlı üretim için eğilmeleri gereken alanları gösteriyoruz. Mesela Covid’de üretim denetimleri devreye girdi, bu noktada sunduğumuz çözüm projeleri bunu da destekliyor.
Bir firma dijital dönüşümü yapmadan artık ayakta kalma im- kanı kalmadı. Yapay zekadan konuştuğumuz bir dönemde dijitalleşmeyi konuşma aşamasını geçtiğimizi söyleyebilirim.
Yapay zeka son dönemde çok öne çıktı, sizin bu noktada öngörünüz nedir, neler yapıyorsunuz?
Yapay zeka konusunu ana omur-gamıza oturttuk. Müşterilerimizin, müşterilerle ilişkilerinde yapay zeka kullanımından, kendi veri tabanında yapay zeka teknolojisi kullanımı ve yazılımın yapay zeka ile eğitilmesi konularına odaklanmış durumdayız. Bunun için zaten elinizde süreçlerinizin dijital dönüşümünü tamamlamış olması lazım. Bu konuda biz hazırız. Tasarımdan dış ticarete kadar entegre tek bir dijital dönüşüm ürününe sahip bir firmayız. Türkiye’de bu seviyede tekiz diyebilirim. Dijital dönüşümü sağladıktan sonra bunun üstünde verilerin değerlendirilmesi var. Yapay zeka bu noktada devreye giriyor. Artık yönetici doğrudan sistemi ile konuşup, günlük rapor alma, projeksiyon oluşturma gibi bir sürü çalışmayı, iş gücünden alacağı raporları doğrudan, kendisi sistemden alabilir hale geliyor. Türkiye sadece büyük firmalardan oluşmuyor, çok geniş bir KOBİ işletmesi var. KOBİ’lerin konusunda adım atmasını sağlamayı hedefliyoruz. Bu da ancak yerli, milli, Türk mühendislerin çalıştığı, çözümleri içeren yazılım altyapıları ile olur.
Türkiye’nin potansiyeli nasıl bu konuda?
Aslında Türkiye’nin uluslararası alanda lojistik, üretim ve rekabet potansiyeli yüksek bir o kadar işgücü açısıdan ciddi bir potansiyeli var. Ancak ekonomik gelişmeler nedeniyle piyasada ciddi bir darboğaz mevcut. Kur dalgalanmaları, artan hammadde ve işgücü maliyetleri, ekonomik ve siyasi belirsizlik rekabet gücümüzü oldukça zorluyor.
Ülkemizde çok uzun zamandır nitelikli işgücü istihdamı sorunu yaşanıyor. Ciddi bir beyin göçümüz var. Genç nüfusu yüksek bir ülke olmamıza rağmen eğitimli, nitelikli gençlerimiz yurtdışına göç ediyor. Öte yandan nitelikli mesleki eğitim olanaklarımız oldukça zayıfladı, şu an üretimde ara elaman bulunamıyor. Bunlar da katma değerli üretim ve rekabet gücümüzü olumsuz etkiliyor. Ancak tüm olumsuzluklara rağmen şunu da belirtmek lazım. Türkiye çok zorlu şartların altından kalkmış bir ülke. Yoksulluk ve yokluklar içerisinde bir Kurtuluş Mücadelesi’nden başarı ile çıkarak bu ülkeyi esaretten kurtulmuş ve ardından gerçekleştirilen devrimlerle toplumu çağdaş medeniyetler seviyesine çıkarmışız. O sebeple bu dönemi de toplumun her kesiminden dayanışma ile, bilimsel ve teknolojik gelişmelerden daha fazla faydalanarak katma değerli üretim gücümüzü arttırarak aşacağımıza inanıyorum. Çağdaş, laik ve bilimsel eğitim koşullarına kavuştuğumuzda, uygulamalı mesleki ve teknik eğitim olanaklarımızı arttırdığımızda ve buna uygun katma değerli üretim potansiyeli yarattığımızda yurt dışında iş tecrübesi edinmiş gençlerimizin ülkemize döneceğine inanıyorum. Yurtdışına giden gençlerimizin yüzde 10’u bile ülkemize geri döndüğünde ülkemizin kalkınmasına çok büyük katkı verebileceğine inanıyorum.
İzmir için yazılım kenti olabilir gibi bir potansiyelden bahsediliyor. Siz bunu nasıl görüyorsunuz?
İzmir’in potansiyeli büyük. Ancak sanayici profilimiz risk almayı sevmiyor. İzmir daha dingin bir kent. İş kadar sosyal hayatta da geniş imkanlar mevcut. Eğitim, sosyal ve kültürel ortamı olgunlaşmış, oturmuş bir kent İzmir. Türkiye'nin her yerinden profesyonelin de yaşamak istediği bir kenttir. Ancak ortaya çıkan hızlı nüfus artışını kaldıracak altyapının sağlanması zaman alacak gibi duruyor. Bu gelecek yoğun nitelikli göçü kucaklayacak iş ortamı henüz kurulabilmiş değil İzmir’de. Kurumların bu alanda adım atması, kente bu anlamda katkı koyması gerekiyor.
İZSİAD ile yolunuz nasıl kesişti?
İZSİAD’ı uzun yıllardan beri takip ediyorum aslında. Yakından tanıma fırsatım da derneğin kurumsal sosyal sorumluluk projeleri sayesinde oldu. 2019 yılından beri ÇYDD İzmir Şube Yönetim Kurulu Üyesiyim. Sosyo-ekonomik ve sosyo kültürel açıdan kırılgan bölgelerde yaşayan çocuklar ve gençlerimizin çağdaş eğitim olanaklarından eşit fırsatlarda faydalanması için geliştirdiğimiz projelere İZSİAD Yönetim Kurulu ve üyelerinin çok değerli ve önemli katkıları olmuştur. Bu işbirlikleri sayesinde daha yakından tanıyarak, İZSİAD’ın hem mesleki hem toplumsal dayanışma çabasına derneğe üye olarak katkı sunmak istedim. İçinde bulunduğumuz zor piyasa koşullarında, yerelde ve ulusalda ekonomik kalkınma açısından İZSİAD gibi derneklerin iş ve meslek dayanışma odaklı örgütlenmesinin önemli olduğunu düşünüyorum. İZSİAD ailesine birliktelik ve dayanışma ruhunu çoğaltan emeklerinden dolayı teşekkür ediyorum.



İZSİAD DERGİSİ TEMMUZ- AĞUSTOS- EYLÜL SAYISINA LİNKTEN ULAŞABİLİRSİNİZ.
Tüm haberlere dön